sevgili gün(de)ilk Bugün yine bok gibi geçen yahut geçmek bilmeyen saatler arasında adeta bocaladım durdum.
Birbirini duymayan kulaklardan dolayı duyulmaya çalışılan sesler yüzünden sağır oldum da döndüm eve. Yolda gelirken her aciz'in yaptığı gibi Manchester Orchestra dinleyip cebimdeki kelebek tokayı ellerimle parçalayıp yürüdüm. Sonra da kırdığım her bir parçayı bir soru olarak attım sokak kenarlarına. Belki ilgisini çeker de sorgular diye (iyi bir bok yemişim gibi ajshajhs) Garip bir güruh buradaki. Zaman mekan değişikliğini aşıp adeta bir keşmekeşe döndü. Sanki şu zamana kadar her bokun mantığı çözülebilmiş de bir ben noksan kalmışım gibi zaaflar, hisler, duygular, korkular gibi sikimsonik (ceza(!) olarak geldiğimiz için bu dünyaya bunlar da bizlere hediye verildi) şeyleri en uç ya da en hafif şekilde yaşadım. 15 dakikalık yol beynimin ve sinir uçlarımın ağır ağır hatta ayaklarını sürüyerek yürümesinden dolayı oldu 1 saat. Sonucu sorarsanız koca bir kahkaha atarım ama siz yine de eksik dişimi ve eksikliklerimi görmezden gelin. Neyse. EEE sizin nasıl geçti gününüz?