Gül

Gül
@Hileon33
Davranış Değiştirme Mühendisi✔
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Âdem' in Havva' ya bu ilk bakışı cekette bile kalbe sığmayan aşkın arı duru bakışı. Her görüşünde ilk kez görür gibi. Her bakışında son kez bakar gibi Ama Âdem kendisine ne olduğunu anlayıp da bu ilk anda aşkın adını koyamadı. Neden sonra baktı ki Kelimeler Kitabı' na. Sıradan insanlar aşk diyeceklerdi bu erimenin, bir'ikmenin, bu bir'leşmenin adına. Aşk öylece geldi. Aralarına girdi. Ama ayırmadı birleştirdi. Öznesi çiftse de eylemi birdi. Ben ve sen'den ibaret, ne tek sen ne de tek ben, hem sen hem ben, bir cennet öznesi onlar içindi.
Tarım toplumlarında ekine kutsallık atfedilirdi.
Ekin, o göksel varlığın tezahürü, açığa çıkmasıydı, çiftçiler toprağı ekip insanları için yiyecek elde ettikçe kutsal bir aleme girdiklerini, bu mucizevi bolluğa katıldıklarını hissederlerdi. Toprak, bütün yaratıkları bitkiler, hayvanlar ve insanlar tıpkı rahim gibi içinde barındırıyordu. Bu güç tükenmesin diye onu besleyecek kuttörenler uydurdular. İlk tohumlar toprağa adak olarak "atılır, kutsal enerjilerin geri dönüşümünü sağlamak adına ilk ürünler toplanmazdı. Orta Amerika'da, Afrika'nın bazı kesimlerinde, Pasifik Adalarında ve Dravidalar zamanında Hindistan'da insanların bile adak olarak kurban edildiği yönünde bulgular vardır. Bu töreler iki ilkeye dayanır. İlk olarak hiçbir şey karşılıksız değildi; almak için bir şey vermen gerekirdi. İkincisi de gerçekliğin bütünsel olduğu görüşüydü. Kutsalın, doğal dünyanın ötesinde, metafizik bir gerçeklik olduğu düşünülmezdi. Yalnızca kendi de kutsal olan toprakta ve onun ürünlerinde kendini gösterirdi o. Tanrılar, insanlar, hayvanlar ve bitkiler, hepsi aynı doğayı paylaşırlardı, dolayısıyla birbirlerine hic verir, birbirlerini beslerlerdi.