“Bunun tersini söyleyenler,evrensel dilden habersiz kimselerdir.Çünkü bu dili bilen biri,ister çölün ortasında ya da ister büyük kentlerin göbeğinde olsun,dünyada her zaman bir başkasını beklemekte olan birinin bulunduğunu kolayca anlayabilir.”
“Evrenin saf diliydi bu,herhangi bir açıklamaya gereksinimi yoktu,çünkü evrenin sonsuz zamanda yoluna devam etmek için hiçbir açıklamaya gereksinimi yoktu.
Delikanlı o anda,hayatının kadınının karşısında olduğunu ve kızın da hiçbir söze gerek duymadan bunu bildiğini biliyordu.”
“Dudaklar sonunda gülümsemeye karar verdi ve bir işaretti bu,bütün ömrü boyunca bilmeden beklediği,kitaplarda,koyunların yanında,kristallerde ve çölün sessizliğinde aramış olduğu işaretti.”
“Ve aşktı bunun adı,insanlardan da çölden de daha eskiydi,tıpkı kuyunun yanında bu iki bakışın buluşması benzeri,iki bakışın buluştuğu her yerde,her zaman aynı güçle ortaya çıkardı.”
“O anda zaman durmuş gibi oldu;sanki Evren’in ruhu,delikanlının önünde bütün gücüyle ortaya çıkıyormuş gibiydi.
Kızın siyah gözlerini,gülümseme ile susma arasında karar veremeyen dudaklarını görünce dünyanın konuştuğu ve yeryüzünün bütün yaratıklarının yürekleriyle anladıkları dilin,en temel ve en yüce bölümünü anladı delikanlı.”