“Bir zamanlar inandığı başka hikâyeleri, zamanla ona gerçek gibi gelen yorumları düşünmeye başladı. Yaşlıların sıkıcı, çocuklarınsa sinir bozucu ve kontrolsüz olduğunu; işlerin sıkıcı, oyunların da eğlenceli olduğunu; hastalık zayıflık anlamına gelirken, kusmanın iğrenç göründüğünü… Erkeklerin güçlü, kadınların güzel olması gerektiğini… Paranın insanı mutlu ettiğini; ona sahip olmamanın bir başarısızlık sayıldığını , öte yandan fazla paranın da insanı bencil ve kötü yaptığını. İnsanların yapabileceği ya da yapamayacağı, yapması ya da yapmaması gereken şeyler olduğunu. Bazı seçimlerin doğru ve iyi, diğerlerinin ise kötü ve yanlış olduğunu. Dünyanın olması gereken bir yolu olduğu ama çocuk için öyle olmadığını…”
“İnandığı ama belki de doğru olmayan şeyler üzerine düşündü: hamam böceklerinin iğrenç, kendisinin kötü ve aynı zamanda sevilemez, geçmişin trajik, geleceğin korkunç, aşkın acı verici, her şeyin yapılma zorunluluğu, duyguların bastırılması gerektiği ve son olarak hayatın, ölümün ve başkalarının da düşmanca olduğunu.”
“Çocuk, bilmemekten bu kadar nefret etmesine neyin sebep olduğunu merak etti. Bilmemeyi umursamayan insanları duymuştu. Bilinmeyeni sakinlikle kucaklarlardı, tıpkı çocuğun okyanusta dizlerine kadar suya girmesi gibi. Bu düşünce onu alaycı bir şekilde güldürdü, böyle bir bilinmezliğin içinde olmayı hayal edemiyordu!“