Kendisini insanlığın kaderinin tek yönlendiricisi sayan Avrupa, Boccaccio devrinden beri, medeniyetinin beşiğinde ve ağzında İslam medeniyetinden emdiği süt damlaları dururken, insafsızca bu medeniyeti inkar etmiştir.
Çünkü nerede olursa olsun, ruhun aydınlatma gücü tükendiğinde aklın aydınlatması da bitecektir. Zira insan, iman gücünü ve himmetini yitirdiğinde, öğrenme açlığı duygusunu ve çalışma isteğini de yitirmektedir.
Ne var ki, gerileme dönemlerinde değerler altüst olmakta, önemsiz konular önemli gibi kabul edilmektedir. Değer ölçülerinin altüst olması halinde ise, “sosyal yapı” ne teknolojinin ne de bilim ve aklın desteğiyle ayakta duramayacağı için yıkılıp gidecektir. Çünkü insanlığa yükselme imkânı bahşeden tek şey ruhtur. Ruhun yitirildiği yerde medeniyet gerileyecek sonunda da yok olacaktır. Zira yükselme gücünü kaybeden herkes, yerçekiminin etkisiyle aşağı düşmekten başka bir şey yapamayacaktır.