Hindiba

Hindiba
@Hindiba1
Yazar Öğretmen ~ Öğrenci Koçu
48 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
@Hindiba1·
·
sabitlendi
Kitlelerin Ahlakı: Birey ve Sürünün Sessiz Savaşı
Kitlelerin ahlakı, bireysel vicdanın en büyük sınavlarından biridir. Tarih boyunca insanlar, kalabalığın içinde kendilerini kaybetmiş, bazen de cesaretle kendi doğrularını savunmuşlardır. Hallâc-ı Mansur’un “En doğruyu Allah bilir” derken bedenini ve ruhunu toplumsal yargıya teslim etmesi, kitlelerin vicdan üzerindeki gücünü bize hatırlatır. Onun başkaldırısı, bireysel ahlakın sessiz ve kararlı zaferini simgeler; çünkü çoğu zaman kalabalık vicdanı bastırır. Ortaçağ Avrupa’sında cadı avları, köylüleri ve şehir sakinlerini birer birer linç ederken, bireylerin sessiz kalışı kitlelerin ahlaki çarpıklığını besledi. Fransız Devrimi’nin Terör Dönemi’nde giyotinler yalnızca düşmanları değil, insanlığın kendi vicdanını da kesiyordu. Ancak bu tarihin tek yüzü değil; Doğu’da da benzer örnekler vardır. Japonya’da Edo döneminde köylülerin toplu itaatleri ve bataklıklarda sürüler halinde suçlu ilan edilen masumlar, aynı kitle tuzağının başka bir versiyonuydu. Günlük hayatın içinde de bu mekanizma hiç eksik olmaz. Mahallede bir dedikodu zinciri, iş yerinde herkesin aynı yanlışı kabullenmesi, pazar yerinde kalabalığın birbirini iterek indirim reyonuna saldırması… Küçük görünse de hepsi kitlelerin ahlakını bireysel vicdana karşı test eden aynalardır. Hallâc-ı Mansur’un cesareti, bize iki şeyi hatırlatır: İlki, kitlelerin baskısı altında bile bireysel ahlak korunabilir. İkincisi, vicdan rehberimiz oldukça, kalabalıkların geçici coşkusu veya öfkesi bizi sürükleyemez. Bir insan kalabalığın içinde susmayı veya sessiz kalmayı seçebilir, ama kendi etik pusulasını kaybetmediği sürece kaybolmuş sayılmaz. Modern zamanlarda sosyal medya, bu dinamiğin yeni bir sahnesi oldu. Tek taraflı bir bilgi veya hızla yayılan içerikler, bireylerin aceleyle tepki vermesine yol açabilir. Ancak sosyal medyadaki
Reklam
Yüz yıl yaşamış gibi yoruldum *** Anladım,uyandım Acılarla büyüdüm
Şairler bilir bunu; Bazı adamlar gitme diyemez O yüzden gitmişsin gibi yaşarlar
İtalyan ekonomist Carlo M. Cipolla’nın İnsan Aptallığının Temel Yasaları (The Basic Laws of Human Stupidity) kitabına göre aptal insan; kendisine hiçbir fayda sağlamadan, hatta kendi zararına olacak şekilde başkalarına ve çevreye zarar veren kişidir.Cipolla, insan davranışlarını gruplandırdığı matriste "aptal insanı" şu şekilde tanımlar:4 İnsan Tipi ve Davranış MatrisiCipolla insanları, eylemlerinin kendilerine ve çevrelerindekilere olan maliyet/kazanç dengesine göre 4 tipe ayırır:Akıllı (Zeki): Eylemleriyle hem kendisine hem de başkalarına fayda sağlar.Yardımsever: Eylemleriyle başkalarına fayda sağlarken, kendisi zarar eder (fedakar).Haydut (Kurnaz): Eylemleriyle başkalarına zarar verir, elde ettiği kazanç ile kendisine fayda sağlar.Aptal: Eylemleri başkalarına hiçbir fayda sağlamadığı gibi, hem kendisine hem de başkalarına zarar verir (net bir kayba neden olur).Aptallığın 5 Temel YasasıKitaba göre aptallığın en önemli özellikleri şunlardır:Sayıları hafife alınır: Toplumda dolaşımdaki aptal insan sayısı her zaman tahmin edilenden ve beklenenden fazladır.Kişisel özelliklerden bağımsızdır: Cinsiyet, ırk, eğitim seviyesi veya meslek fark etmeksizin herkesin aptal olma olasılığı eşittir. Profesörler veya Nobel ödüllü kişiler arasında bile aptallar vardır.Mantıksızdır: En tehlikeli insan tipi aptaldır. Ne yapacakları veya bir sonraki hamleleri tahmin edilemez; çünkü kendi çıkarlarını dahi gözetmezler.Akıllılar aptalların zararını hafife alır: Zeki ve rasyonel insanlar, aptalların etraflarında yaratabileceği tahribatı çoğu zaman öngöremez, bu yüzden savunmasız kalırlar.Toplumu aşağı çekerler: Akıllı ve üretken insanlar toplumun refahını artırırken, aptal bireyler hiçbir kazanım üretmeden kayıplara yol açarak sistemi çöküşe sürükler.
Dünya sana kim olduğunu soracak. Ve bilmiyorsan, senin yerine yanıt verecek. Carl Jung