Milena'ya Mektuplar...
Bir kitabı ve her cümlesini bu kadar beğeneceğimi düşünemezdim. Bazı sayfalar o kadar duygu dolu, o kadar efsun dolu satırlara sahip ki altını çizip, alıntı paylaşmadan duramıyorsunuz. Çevirdiğiniz her sayfada bambaşka bir yalnızlık, bambaşka bir hüzün ve belki de bambaşka bir melankoli saklı. Kafka'nın kendi içinde kurduğu diyaloglar, - iç monologlar- Milena'ya olan sevgisini çok net bir şekilde gösteriyor zaten. Milena'nın yanında olmak, onunla saatlerce konuşmak, onunla bir kez olsun görüşebilmek.. En basiti odasındaki bir eşya olmak ve onu izlemek, ne yaptığını bilmek..
Kafka'nın içinde bulunduğu yalnızlık ve çaresizlik sayfalarına, mektuplara o kadar güzel yansımış ki her cümle bir şiir gibi geliyor okuyucusuna. En ufak cümlede bile mükemmel anlamlar bulabiliyorsunuz. Onca yıl mektuplaşıp sadece üç kere görmek..? Belki o satırlar bu yüzden bu kadar derin, bu kadar anlamlıdır..
Kitabın sonlarında Milena'nın da yazdığı bir kaç mektup var. Tabii karşılıklı mektuplaşmayı okumak isterdik fakat Kafka'nın tek yönlü mektuplarının olması kitabı kötü bir hâle getirmiş diyemem. Kitabı çokça beğendim. Tekrardan okurum.. :)