Ah şu gibiler! Hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmuyorlar. Kişi gerçeklerden mahrum olunca, gerçekleri, gerçeği dile getiremez hale gelince, gerçeğin dışına çıkınca, bu sefer ne yapıp edip 'gibilere' başvuruyot; "mış gibi, miş gibi" demeye başlıyor. Muhayyel bir dünyada 'gibiler' aracılığıyla ve dahi benzetmelerin yardımıyla düşünmeyi deniyor.
Huzurda olmadan huzur bulunmuyor. Hızır gibi hazır olmalı, hazır olmalı ki huzurda olmalı, huzuru bulmalı. Susuvermedikçe ne hızır, ne de huzur gelir. O halde susuvermeli; susuvermeli ki hızırın huzurunda hazır oluvermeli.
Son söz: susmayı vermeyenler, olmayı hiç veremezler!