Şayet sosyal yaşamın diğer alanlarında benzer başarılar kazanılacaksa, insanların daha mantıklıca düşünmeyi öğrenmeleri ve daha az ön yargı ve tutkunun kölesi olmaları zorunlu olacaktır. Belki böyle bir ümit düşseldir, bununla birlikte belki de deneyimin verdiği dersler çağdaş dünyayı kuşatan akıl dışı inançların etkisini azaltabilir.
Bilim onlar için bilgiye dayalı bazı açıklamalar verebilse de günlük inançlarımızın çok büyük bir bölümü gerçekte sadece bu hayvansal alışkanlığa dayanmaktadır. Biz yarın güneşin doğacağını ümit ediyoruz. Çünkü güneş bugüne dek her zaman doğmuştur. Bir elma yemek üzere olduğumuzda onun bir biftek gibi değil de bir elma gibi tat vermesini bekliyoruz, çünkü elmalar hep böyle tat vermiştir. Köşe başında size doğru gelmekte olan bir atın yarısını görürseniz onun diğer yarısının inek değil de at olmasını beklersiniz, çünkü bu zamana kadar hiç önden bakıldığında at gibi, arkadan bakıldığında ise inek gibi görünen bir hayvan görmediniz. Bu beklentiler ussal değildir, ilk anda verilerinizi incelersiniz ve böyle bir durumda iken bir sonuca ulaşırsınız.
Ancak olanaklı olduğunca dünyayı daha iyi anlamaya çalışmak, güzel şeyler ortaya koymak ve insanoğlunun mutluluğuna katkıda bulunmak gibi kişisel olmayan amaçlar gülünç görünmemektedir, çünkü bunlar bizim yapabileceğimiz en güzel şeylerdir ve kendi önemsizliğimizin tam bilgisinden hareketle, boş şan ve şöhretten, kötü talihten ve ümitsizlikten uzak, iyi bir geleceğe ulaşmayı daha kolay hale getirebilecek belli türden bir huzuru elde etmek olanaklıdır.