Beni bir anda içinden çıkarıp attı; yeryüzündeki tüm bilinçler de beni attılar, kurtuldular. Tuhafıma gidiyor bu. Oysa var olduğumdan eminim, burada bulunduğumu biliyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunlar sakin, biraz asık suratlı kimselerdir, Yarın'ı yani bugünün bir tekrarını düşünürler; kentlerde her sabah yeniden ortaya çıkan tek bir gün vardır. Pazarları, bu tek günü güçbela biraz süslerler. Avanaklar. Onların kendinden memnun, kalın suratlarını göreceğimi düşündükçe içimi tiksinti kaplıyor. Yasalar çıkarırlar, bayağı romanlar yazarlar, evlenirler, çocuk yapma budalalığına düşmekten kurtulamazlar. Bütün bu süre boyunca o devasa, ne idüğü belirsiz doğa kentlerine girmiş, her tarafa, evlerine, bürolarına, kendilerine bile sızmıştır. Doğa kıpırdamaz, olduğu gibi durur; içleri dolduğu, doğayı soludukları halde onlar bunun farkında değillerdir. Kentin dışında, yirmi kilometre uzakta olduğunu sanırlar doğanın. Onu görüyorum ben, bu doğayı görüyorum... İtaatinin tembellikten ileri geldiğini biliyorum, yasaları olmadığını da biliyorum: Onların değişmezlik sandıkları şey... yalnızca alışkanlık, doğa yarın değiştirebilir bunları.
Birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, cömertlik, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan.