Gizli boyutlarıdan yoksun oluşumu, varlığımın salt vücudum ve ondan kabarcıklar gibi yükselen boş düşüncelerle sınırlı oluşunu bugünkü kadar kuvvetle duyumsamamıştım hiç.
O güneş ve o gökyüzü aldatmacadan başka bir şey değildi. Yüzüncü kez aldanışımın önüne geçemiyorum. Anılarım, şeytanın kesesindeki paralara benziyor: Keseyi açınca içinde ancak kurumuş yaprak buluyorsunuz.
Zaten hiçbir şeyin kanıtlanamayacağını düşünmeye başladım. Olgular göz önünde tutularak yapılmış güvenilir varsayımlar bunlar: Ama varsayımların kendimden geldiğini, bilgilerimi birleştirmek için kullandığım birer araç olduklarını açıkça seziyorum.
Bu neşeli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.