Elbette ki Avrupa'nın reçetelerini (bu ülkede) uygulamaya kalkmak büyük bir hamakat ama hocaların söylediklerinden habersiz olmak daha büyük bir hamakat.
Cemil Meriç🍂
Bayram hocam kitap aşığı bir insan olduğu için, İstanbul'da kitap satımı yapan neresi varsa oraları iyi bilir ve o yerlere gidip satılan kitapları bir bir incelerdi. İşte bu gittiği yerlerden birisi de "Beyoğlu" idi. Bayram Hoca'nın bu münasebetle oraya gitmesi bir gayr-i Müslim'in dikkatini çekmiş ve şehadetinden sonra o gayr-i Müslim aynen şöyle demişti: "Müslümanlar bir tane adam yetiştirdi onun da kıymetini bilip ona sahip çıkamadılar!.. Yani diyeceğim o ki; işi bilen gayr-i Müslim dahi hoca'yı takdir ediyorlardı.
Şimdi öksüz kalan kitaplarının başını kim okşayacak, içimizin hüznünü kim dindirecek, gözyaşlarımızı kim silecek, kim okutacak Rabbani mektupları onun gibi, kim gezecek sahaflarda aşkını arayan sevdalı olarak, kim dizini kırıp okutacak yavrucaklarını, kim camileri şenlendirecek, kitapları nefes nefes kim hatmedecek...
Bir sürü projemiz olurdu tabi bizim. Her seferinde Bayram Hoca'ya "Başlayalım ama bunun altından kalkabilir miyiz?" derdim.
Gür sesle güler sonra bana "Altında durabilirsek iyi üstadım." derdi.
Rabbimiz!
Bizi eşyanın kölesi, gölgelerin bağımlısı kılma. Bizi tevhidin idrakinde, "la" süpürgesi elinde ve hayır diyebilme kudretinde sevenlerinden kıl.