En cazibeli olanlar, ne onları hemen öpmemize izin verenler (nankörleşiriz sonra) ne de asla öpmemize izin vermeyenler (onları da çok geçmeden unuturuz) değil, bu ikisi arasında cilveleşenlerdir.
Aşk bir yer, bir renk, bir kimyasal madde olmadığına, ama tüm bunların bileşimi ve dahası ya da tüm bunların hiçbiri ve eksiği olduğuna göre, gündeme geldiğinde herkes dilediğince söz edemez miydi ondan?
Böylesi bir hızla aşık olunuyorsa, bunun nedeni belki aşık olmak arzusunun, aşık olunan kişiden önce gelmesidir. Gereksinim, kendi sonucunu doğurmuştur.
Genelde etkili iletişim konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran kendisini iletişimin merkezine daha çok koyması, en çok kendisinin konuşmaya çalışması, sohbeti benmerkezci bir tavrıla götürmeye çalışması o kişi hakkında bize iyi şeyler düşündürtmez.İletişim konusunda kusurlu hale geldiğini dile getiririz o kişinin.
Diğer taraftan dinleyen konumunda olan kişiye övgüde bulunuruz. Çünkü gerçekten karşısındakini dinler, dinlediğini jestleri ve mimikleri ile ikrar eder ve hatta etkili sorular da sorar ama bazen bu kişi de en az diğeri kadar en çok kendisini düşünür, ötekinden kendisini daha üstün görür konumuna gelir.
Evet, tuhaf görünüyor böyle düşünüyor oluşum ama haklı sebeplerim var. Bazen bazı bireyler kendilerine dair yaşantıları ötekininkinden o kadar daha değerli görürler ki bunu karşı tarafla paylaşma gereksinimi hissetmezler. Çünkü karşısındaki kendisine dair şeyleri bilmeye, dinlemeye layık değildir. O yüzden bazen kasıtlı olarak boyuna izin verir karşısındakinin daha çok konuşmasına. Hatta öyle güzel etkili dinleyici rolüne soyunur ki, dünyanın en nahif, düşünceli ve tevazulu insanı ile iletiştiğinizi sanırsınız o sizi dinlerken.