1. Belli bir yazgıya en çok romantik yaşantımızda özlem duyarız. Genelde ruhumuzun derinliklerine inemeyen insanlarla yatağımızı paylaşmak zorunda kaldığımızdan, günün bi rinde (aydınlanmış çağımızın tüm kurallarına aykırı olmakla birlikte) düşlerimizin erkeği ya da kadınıyla karşılaşacağımıza inandığımız için bağışlanamaz mıyız? Bu amansız özlemi doyuracak bir yaratığa adeta batıl bir inanç duymamız, hoşgörülemez mi? Dualarımız belki yanıtsız kalacak, belki erkeklerle kadınlar arasındaki anlaşmazlık kısırdöngüsü hiç aşılamayacak ama, tanrılar olur da bize acırsa, o zaman o prens ya da prensesle karşılaşmamızı salt bir rastlantıya yormamız beklenebilir mi bizden? Bir kereliğine de olsa akılcı yorumlardan vazgeçerek, bunu romantik yazgımızın kaçınılmaz bir parçası olarak algılayamaz mıyız?