Faruk

Gözlerini kapat ve sen düşün Benim yerime o dağları Nasılsa yolu yoktu hayalimde Bir nehir akar, hiç durmazdı Bir küçük ev vardı tepesinde, eteğinde Tahta bir masa vardı bahçesinde, üzerinde İki tas çorba vardı sıcak sıcak içmesende Kız inanki vallah ben yaşardım hep seninle Ne bilen, ne gören, ne duyan Duysa da farketmez inan Ha bir an, ha ömür Sürse de böyle
Müzik
Beyza isimli okura yanıt verildi
Faruk
Kesitlerine denk geldim adamın güzel şarkıları varmış hiç bakmamıştım😂
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Gidiyorum buralardan, dönüyorum durmadan.
Aniden buraları terk etme isteği geliyor mu size de?
Faruk isimli okura yanıt verildi
Faruk
melike Estağfurullah, zihnim aslında çok yorgun. Konuya ana rahminden başlamak istiyordum. Ana rahmine düşen bir çocuk, ilk dünyasıyla burada tanışır. Anne karnında bir olma süreci geçirir; ilk aidiyet duygusu burada şekillenir. Süreç içerisinde annenin hâl ve durumları, çocuğun dünyasını da doğrudan etkiler. Çocuk doğduğunda ise bu aidiyetten bir koparılma yaşar ve başka bir dünyaya gelir. Saf bir yapıdan, giderek karmaşık bir yapıya bürünmeye başlar. Bu noktada, gelişimsel süreçlerle birlikte kaybettiği aidiyeti, karşılaştığı diğer aidiyetlerle harmanlamaya çalışır. Burada bir parantez açmak gerekir: Yanlış kurulan aidiyetlerin birbirini beslemesi ve pek çok olumsuz durumu tasavvur etmesi bu aşamada başlar. Ruhun feryadı giderek artar. Hatırlayamamanın sancısı ve aidiyet boşluğu, kendisine bir yama aramaya yönelir. Oysa bu, bizde oluşan bir yanılsamadır; gerçeklik bambaşkadır. Gerçeğe erişildiğinde, manaların aidiyeti çözülmeye başlar. Artık kişi eskisi gibi olmaktan çıkar; yeni bir kimliğin doğumu gerçekleşir. Aşkta yapılan cennet ve cehennem benzetmesi buraya çok uyuyor. Bulunamayan, yitirilmiş hissedilen her şey bir yas sürecine dönüşüyor. Peki tuttuğun yasın çekirdeği seni nereye yönlendirecek? İnsanlar, araması gereken ve kaçınması gereken aidiyetleri çoğu zaman ayırt edemez. Farkındalık da tam burada başlar: Neyi idrak etmek istiyorsun? İşin özü, dünya hayatı kendi kuyruğunu yiyen bir yılan gibidir.