Hatice

Hatice
@Htc_dgn6
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo
2 Temmuz 1993
115 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
İkinci incelemem!
10/10
·524 syf.·
2025 18. kitabı
Zola bu romanda resmen madene iniyor, ama öyle yüzeyden bakıp anlatmıyor, dibine kadar iniyor. Hem fiziksel olarak o karanlık kuyulara, hem de insanların hayatlarına, yoksulluğa, umuda, çaresizliğe… Tüm çıplaklığıyla. Sanki eline feneri alıp o kasvetli ortamda seninle birlikte geziyor gibi. Romanın ana karakteri bir madenci değil aslında, ama oraya düşmüş biri. Onun gözünden hem işçileri, hem patrondan yana olanları, hem de sisteme kafa tutanları tanıyoruz. Çok karakter var ama her biri öyle gerçek ki; biri sinirini bozuyor, biri içini burkuyor, biri de "ulan ben de böyle hissediyorum" dedirtiyor. Dili ilk başta biraz ağır gelebilir, hele ki betimlemeleri fazla gibi durabilir ama alışınca ritmi oturuyor. Zola olayları hızla akıtmak yerine sindirerek anlatıyor. Çünkü sadece bir hikâye anlatmıyor, bir dönemi, bir sınıfı, bir zihniyeti resmediyor. Ve bunu yaparken sana da hep şöyle sessizce bir soru bırakıyor: "Bu düzen böyle mi devam edecek?" Ama şunu da net söyleyeyim, bu kitap karamsar değil. Evet, çok acı var içinde, umutsuzluk da var, ama o adını aldığı “Germinal” (ilkbaharın doğuş ayı) gibi hep bir filizlenme hissi var. Yani yıkımın içinde bile yeşerecek bir şey var diyor bize. Genel olarak kitap, emek ekseninde dönüyor ama sadece işçi-patron meselesi değil bu; insanın hayatta kalma, direnme ve onuruyla yaşama çabası. Ve bunu öyle süslü cümlelerle değil, dümdüz, olduğu gibi ama derinlemesine anlatıyor. Uzun lafın kısası, kolay bir kitap değil ama çok değerli bir kitap. Bitirdiğinde boğazında bir şey kalıyor, ama iyi anlamda. Hani bazı kitaplar seni sarsar ya ama öyle kötü sarsmak değil bu, içini uyandırıyor gibi. Bir daha kolay kolay unutulmuyor. Keyifli okumalar!
GerminalEmile Zola · Oda Yayınları · 199814,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ufak çaplı inceleme denemeleri
Puan vermedi·568 syf.·
2025 13. kitabı
Fakir baykurt sevdiğim bir toplum yazarcımız. Birçok kitabını okumuş biri olarak kesinlikle tavsiye ederim özellikle şivesiyle o an köyde gibi hissediyorsunuz. Okurken çok yabancı gelmedi çünkü bende öyle ortamlarda yetiştim! Yaklaşık 30 yıldır köy hayatı yaşamış ve uzun zaman deneyimlemiş olarak söylüyorum ki, yaşam şartları zor ve çetin! İnsanları o şartlara alışmış ve bu şekilde yaşamak zor gelmiyor çok gariptir ki! Bir çok yönden de kısıtlı! Bizim romanımız da benzer kareler var ama bundan bir 50 yıl öncesine dayalı... Kantarma köyündeyiz imkanları kısıtlı, insanlar geçimini hayvan ve tarım üzerinden yapıyor, doğanın sunduğu şartlar dahilinde tabi! Ve bir gün devlet erkânın ziyaretiyle şenleniyor. Köylüler meraklı ve heyecanlı, bu yoksulluklarından kurtulma umuduyla. Başkan şaşkın ve şöyle bir sözle dile getiriyor hatta şaşkınlığını; <<Bunlar acab bizim mi, yoksa başka bir ülkenin köylüleri mi? Yani Afganistan'ın filan mı? Nedir, nedendir bu kadar sefillik? Çökmüş avurtları, belleri!.. Bak bak, dişleri de piyore olmuş çoğunun!..>> Başkan taleplerini söylemesini bekliyor köylüler de başkandan bir cami ve su kuyusu talebinde bulunuyor ve bundan sonra başlıyor köy ahalisinin çileli bekleyişi!. Çünkü ne istedikleri gibi suya ne de refaha kavuşuyorlar! Hatta öyle bir hâle geliyorlar ki, yerinden yurdundan olmak zorunda kalıyorlar! Evet gerçekten köylü milletinin çilesi hiç bitmiyor! Bir müddet ara vermek istiyorum köy temalı romanlar okumaya!.. Şayet bir çoklarının aksine bana pek romantik gelmiyor, ızdırapmış gibi geliyor, hatta gönül rızalı ızdırap diyelim. Neyse umarım çok spoiler vermemişimdir! Sağlıkla kalın...
KöygöçürenFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1979369 okunma