En büyük ihaneti kendimize yaptık belki de.
Yağmurda sudan kaçarak vücudumuza ihanet ettik.
Samimiyetsizliğe önce kendimizi kandırmakla başladık... Düzensizliğin parçası olup, adına düzen dedik. Sevmeler hep yavan oldu, bazen de yalan!
Hamurumuz topluma adepte olmakla yoğruldu.
Bazıları çoktan göçtü gitti sorgulamadan, bazıları da sorgulayıp işin içinden çıkamadı ve boşverdi.
Bazıları ise yaşamın yaptırımlarına karşı geldi ve şemsiyeyi kapattı, yağmurda ıslandı.
Demem o ki azizim :
"Inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın."
Sevmeler de inandığımız gibi olsaydı eğer, etraf yapay ilişkilerle dolu olmazdı.
Sevgilin değil EŞ'in
Arkadaşın değil DOST'un olurdu...