Sevgili dostum ve hayatımda her zaman farklı bir yeri olan Nuriye Paytoncu'nun ilk kitabı çıktı. Gurur duydum ve keyifle okudum. Kendimcede yorumladım. Felsefe dalında okuduğum ilk kitap ve itiraf etmeliyim ki biraz zorlandım.
Friedrich Nietzsche,
Bunama krizi geçirmiş ve 12 sene bilinç bulanıklığı yaşamış bir insan olarak düşüncelerini çok çelişkili buldum. Kendi öğretisi içinde de tutarsız kendi düşüncelerine uymayan bazı saptamaları var.
Tanrının öldüğünü iddia ediyor ve tanrı yoksa ölüm sonrası hayatta yok,hayatın anlamıda yaşamın içinden geliyor. Tanrı varolmaya devam ederse insanlığın özgüvenini kazanamayacağını iddia etmiş. İnsanlığın gelişmesi için dinle ilgili değişmez katı kuralların yıkılması gerekiyor. Aslında yapmak istediği şey insanı kurtarmak ve kendisinin ne olduğu üzerine düşündürmek.
Sürü psikolojisinden kurtulmak için cesaretli olmak şarttır,çünkü sürüden ayrılan dışlanır. Sürüden ayrılmayı başarabilen insan özgür insandır.Anladığım kadarıyla yaratıcı olan üstün insanda trajik insana ulaşmış oluyor. Değerlendirme yapabilen iyinin ve kötünün ötesinde olan. Bu insanlarda filozoflar...
Bana en ters gelen düşüncesi "akıl ve ilerlemeye güven duyan aydınlanmanın insan özgürlüğünü yok eden siyasal sistemler kurması kaçınılmazdır "cümlesi oldu. Akıl ve bilim her zaman kırmızı çizgimdir. Sorunlara başka türlü çıkış yolu bulunabileceğine inanmam ayrıca erdem hakkında söyledikleride kabul edilebilir değil bana göre. "Erdemin yok edilmesi gerekir çünkü insanları rahata kavuşturur ve birbirlerini yok etmelerine engel olur buda ömürlerini uzatır" böyle bir yaklaşım olabilir mi?
Anlayabildiğim hayatı katlanabilir kılan bilgi ve akla bağlanmak ve güzel sanatlar. Bu sözleride az önceki teziyle zıt. Sanat varoluşun dehşeti korkunçluğu ve saçmalığı karşısında insanın