İyi bir yaşam kendi iç dünyamda ve başkalarınınkinde neler olup bittiğini ve kim olduğumu kavradığım bir yaşam mıdır yoksa buna ihtiyaç duymadığım, incelemeye tabii tutulan hayatın katlanılmaz olduğu bir yaşam mı?
Bir başka deyişle, anlamamak ve anlaşılmamak insanı mükemmelliğin zorbalığından kurtarır (ihtiyaç karşısında yapabileceğimiz en iyi şey her zaman anlamak değildir). Bütün zorbalıklar başka birinin ihtiyaçlarını tamı tamına anlama iddiası taşır.
Fakat bir insana kavramamayı nasıl öğretebileceğinizi düşünmek de ilginç olabilir. Birine yüzememeyi, bisiklete binememeyi, insanların ne dediğini anlayamamayı öğretmek ona ne öğretmek olur? Uyum sağlamamaya çalışmadan uyum sağlayamamayı öğretmek? Ne meydan okuma ne de boyun eğme içeren takdir etme biçimleri öğretmek? Bunların hepsini ya da bir kısmını kavramak adına öncelikle kavrama mefhumuna, bunun bize ne sağladığına ve ne sağlayamayacağına bakmak istiyorum.