Bu eserde zorbalığın hakim olduğu bir dünya anlatılır. İnsanlar devlete ve yöneticilere karşı yoğun bir korku duyarlar. Bu korku kendi kimliklerini sindirecek derece bir korkudur. Hiç kimsenin özgürlüğü yoktur, ahlaki ve insani duygular yok edilmiştir, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Ülkede hiç kimsenin güven duygusu yoktur. Çoğu kişi casustur. Her an herkes bir yakınını devlete şikayet etmeye hazırdır. Bu casusluk öylesine sinmiştir ki, bir evlat anne babasına karşı dahi casusluk yapmaktadır. Orwell bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. Kitabın ilk sayfalarında sizi “Nefret Haftası” etkinlikleri kapsamındaki gündüz saatlerinde elektrik kesintileri karşılar. Ütopik romanlardan alışık olduğumuz kutlamalar bile distopik romanlarda tam tersi olarak karşımıza çıkmaktadır. “Nefret Haftası.” Distopyalardaki devlet kurumları karanlık, tehlikeli ve kasvetlidir. 1984 distopyasındaki mekanlar da karşımıza bu şekilde çıkar. Aynı zamanda gerek toplu kullanım alanları gerekse de bireysel kullanım alanları kirlidir, kasvetlidir. Ortak kullanılan hatta genel olarak kullanılan her şey kusurludur. Kitapta bize bu durumu aktaran ifadelerden birkaçı şunlardır: “En korkunçları Sevgi Bakanlığı’ydı. Tek bir penceresi bile yoktu. Resmi bir göreviniz olmadığı sürece içeriye girmek olanaksızdı; resmi görevliler de içeriye ancak tel örgülerin arasından dolanarak, çelik kapılardan ve gizli makineli tüfek yuvalarının arasından geçerek girebiliyorlardı.” (s.14) “… kantine göz gezdirdi. Alçak tavanlı bir salon, bir sürü bedenin sürtüne sürtüne kararttığı duvarlar; insanların dirsek dirseğe oturmalarını gerektirecek kadar bitişik düzen yerleştirilmiş eski püskü madeni masalar ve iskemleler; eğri büğrü kaşıklar, ezik büzük
Kitap 2003 yılında yazılmış ancak günümüzdeki durumu da özetliyor aslında. Filistin, Doğu Türkistan, Ukrayna gibi konularda yine televizyon karşısında, acıları evlerimize konuk ediyoruz birkaç dakikalığına. Sonra yine eğlenceli hayata yöneliyoruz. İnsanlık ne zaman değişecek acaba?..
Bir de bendeki basımdan dolayı mı bilmiyorum ama kitapta bahsi geçen görsellere de yer verilseydi çok daha iyi olurdu.
Sonunda gerçekte ağladığım bir kitaptı benim için. O heykelin görselini de mutlaka incelemenizi tavsiye ederim. Kitap çok ince ben 30 dakikada bitirdim:)