Nora bu kez bayan Elm'in bir sözünü hatırladı. İstemek enteresan bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bunun üstüne yazdığı şeyin üstünü çizip, tekrar denedi. Nova yaşamaya karar verdi.
Nora ölmek istemiyordu. Ona ait olan hayattan başka bir hayatı da istemiyordu. O hayat karmaşık ve mücadelelerle dolu olabilirdi ama o karmaşılık ve mücadelelerde ona aitti. Hepsi çok güzeldi.
Nora, Bayan Elm'in gece yarısı kütüphanesine ilk gidişlerinden birinde söylediği şeyi hatırladı.
Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde bütün sonuçlarda değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar...
İnsan en iyi lokantalarda yemek yiyebilirdi, bütün hazlardan payına düşeni fazla fazla alabilirdi, Sao Paulo'da sahneye çıkıp 20.000 kişiye şarkı söyleyebilirdi, gelmiş geçmiş en büyük alkış sağanağına tutulabilirdi, dünyanın öteki ucuna gidebilirdi, internette milyonlarca takipçiye sahip olabilirdi, olimpiyat madalyası kazanabilirdi ama sevgi olmadan hiçbirinin anlamı yoktu.
Hayatta ne kadar dürüst olursan ol, insanların ancak kendi gerçekliklerine en yakın olan şeyleri görebildiğini Nora artık anlamıştı. Thoreau'nun dediği gibi: "Neye baktın değil, ne gördüğün önemlidir."