"Ama gerçekten insan gibi bir insanın, insanlık dışı şeylerin yaşandığını gördüğünde öfkeye kapılmaması imkansızdır. Ruhu zamanın deliliği karşısında sarsılırken dürüst bir yazarın eli, rahatça serinkanlı ve ilkesel nitelikte kelimeler döktüremez, sinirleri haklı bir öfke içinde tutuşurken sesi ölçülü kalamaz."
Bu insanlar kendi fikirlerinden ya da daha doğrusu kendi fikirlerinin doğru olduğuna dair besledikleri yanlış kanaatten o kadar emindirler ki, diğerlerine tepeden bakar, onları hor görürler; gaddarlıkları ve zulümleri bu kibirden doğar; öyle ki hiçbiri, kendisiyle aynı fikirde değilse bir diğerine tahammül etmek istemez; oysa günümüzde neredeyse mevcut insan sayısı kadar değişik düşünce var.
"Bir ülkede suçlu diye yakılan kişi komşu ülkede şehit sayılır. Bir şehirde ya da bölgede hakiki inançlı sayılırken diğerinde bu yüzden sapkın diye aforoz edilebilirsin; öyle ki, eğer bir kimse rahatsız edilmeksizin yaşamak istiyorsa şehirlerin ve ülkelerin sayısı kadar bol inanca ve dine sahip olmak zorundadır."
"İnsanların her dönemde içlerinde biriken nefreti toplu halde boşaltmak üzere daima başka bir talihsiz grubu seçtiklerini bilir. İnsanın içinde saklı tahrip etme enerjisini boşaltabilmesi için ya inancı, ya ten rengini, ya ırkı, ya kökeni, ya toplumsal idealleri ya da dünya görüşleri nedeniyle her seferinde daha güçlü sayılabilecek gruplar tarafından küçük ve güçsüz bir grup seçilir; sloganlar ve sebepler değişebilir ama karalamanın, aşağılamanın ve ezip geçmenin yöntemleri hep aynıdır."