Said Kasırga

Said Kasırga
@Hurricanesaid
Okumaktan mana ne, kişi kendin bilmektir.
Öğretmen
Lisans
Balıkesir
Üsküdar, 21 Haziran 1993
72 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Böylelikle fevkalade bir rahatlık içinde, kendimi tümüyle Tanrı'nın irade ve takdirine bırakmış olarak, zihnim huzur içinde yaşamımı sürdürdüm. Bu da yaşamımı, sosyal bir yaşamdan daha iyi hale getirmişti; ne zaman sohbet ihtiyacıyla üzüntüye kapılsam, kendi düşüncelerimle hatta (bunu söyleyebileceğimi umarak) Tanrı'nın kendisiyle konuşmalarımın, dünyada insan toplumunun sağlayacağı en büyük zevkten daha iyi olup olmadığını kendime soruyordum.
Sayfa 148
Reklam
Şimdi artık içinde yaşadığım koşulları başlangıçtakine göre daha da kolaylaştırmıştım ve bedenim kadar zihnim de yatışmıştı. Sıklıkla yemeğimin başına şükranla çöküyor ve ıssızlığın ortasında bana böyle bir sofra kurdurtan Tanrı'nın hikmetine hayranlık duyuyordum. Durumumun parlak tarafına daha çok, karanlık tarafına ise daha az bakmayı ve yoksunluğunu çektiğım şeyden çok, keyif aldığım şeyın değerini bilmeyi öğrenmıştım ve bu da bazen bana tarif edemeyeceğim gizli bir huzur veriyordu ki bunu burada, Tanrı'nın kendilerine verdikleriyle avunup sefasını süremeyen, çünkü onun kendilerine vermediğı bır şeyleri görüp bunlara göz diken o hoşnutsuz kişiler kafalarına soksunlar diye dikkatlerine sunuyorum. Bence elde edemediklerimizle ilgili bütün huzursuzluğumuz, sahip olduklarımız için şükretme huyumuz olmamasından kaynaklanıyordu.
Sayfa 142
O ondan başlayarak bu yüzüstü bırakılmış, yapayalnız durum içinde dünyadaki başka herhangi özel bir durumdakinden daha mutlu olabileceğim kanaatine vardım ve bu düşünceyle tanrıya beni bu yere getirdiği için şükranlarımı sunmaya hazırlandım.
Sayfa 124
Artık yukarıda sözü geçen "Bana seslen, seni kurtarırım," sözcüklerini öncekinden daha farklı bir anlamda yorumlamaya başlamıştım, çünkü o zaman adına kurtuluş denen şeyden tek anladığım, içinde bulunduğum tutsaklıktan kurtulmaktı, çünkü bu yerde özgür olmama karşın ada benim için açıkça ve dünyadakı en kötü anlamıyla bır hapishaneydı. Ancak artık bunu başka türlü ele almayı öğreniyordum: Şimdi geçmış yaşamıma öyle bir dehşetle bakıvordum ve günahlarım gözüme o kadar iğrenç gözüküyordu ki ruhum Tanrıdan, bütün huzurumu kaçıran suçluluk yükünden kurtulmak dışında bir şey istemiyordu. Münzevi yaşamıma gelince, bu hiçbir şey değildi. Bundan kurtulmak için o kadar çok dua etmediğim gibi üzerinde de fazla düşünmüyordum. Ötekiyle kıyaslandığında hiç kalıyordu. Okurlara olayların gerçek anlamını kavradıklarında günahtan kurtulmanın, endişeden kurtulmaktan daha büyük bir nimet olduğunu göstermek için bu bölumü buraya ekledim.
Sayfa 105