Travma geçiren çocuklarda, bozulan sinir sistemi yapısı nedeniyle, Duygu dinlemeden sorumlu olan bölgelerin de fonksiyonelliğinin bozulduğu ve bu çocukların, basit duygusal uyaranlara bile Savaş bir gün kaç, don tepkileri gibi ani reaksiyonları vermelerine sebep olan çeşitli duyusal modülasyon problemleri ve hassasiyetler geliştirdikleri bilinmektedir. Duyusal hassas çocuklar olarak tanımladığım çocuklarınkine benzer şekilde, başkasını rahatsız etmeyen duyusal uyaranlara aşırı reaksiyonlar veren, kendisini sakinleştirmekte, regüle etmekte zorlanan çocuklar olarak gözlemlenirler.
Kronik stresin, beyin dokularına, kanıtlanmış birçok zararı vardır. Travma geçiren ve strese maruz kalan beyin; adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların ardından kendi dokularına zarar veren stres hormonu olan kortizolu salgılar. Salgılanan bu hormonlar beynimizin amigdala bölümünü aşırı uyarır, korku ve stres reaksiyonları vermesine sebep olur. Bu durumu erken yaşta ve yoğun yaşayan çocuklarda, duygusal limbik beyin ve sinir hücrelerini birbirine bağlayan ak madde gibi temel yapıların çalışma şekli hatta büyüklüğü ve yapısı etkilenir. Hipokampüste yeni hücre oluşumu azalır, üst beyin ile olan bağlantı bozulur.
Kronik stres ve travma gibi durumlar, tüm beyin yapısını olduğu gibi duyup bütünleme süreçleri ile ilgili olan beyin yapılarına da zarar verir. Duyu bütünleme problemlerine sebep olur.
Bozulmuş duyusal beyin yapısı; duygusal ve davranışsal, bozulmuş duygusal beyin yapısı da duyusal ve davranışsal reaksiyonlarımızı etkiler.
Bolat'a örnek olarak stres altında ya da çok heyecanlıyken elimizin ayağımızın karışmasına, bedenimizle beynimiz arasındaki bağlantının bozulmasından dolayı daha sakar olmamızı düşünebilirsiniz.
Duyusal hassas çocukların büyük kısmının hafızasının yaşıtlarına kıyasla daha güçlü olduğunu görürsünüz. Bunun sebebi yaşadığı olayı, gittiği yeri, yediği yemeği tüm hassas olan duyularıyla algılamış ve onda hissettirdiği duygularla birlikte hafızasına kaydetmiş olmalarıdır.