Hava kararmaya yüz tutmuşken, aniden bastıran yağmurun savurduğu damlalar, yüzüme vuruyordu. Islak asfaltta ışıklar titrek yansımalar yaparken, ben, bu dramatik sahnenin tam ortasında, kendi kaotik sessizliğimde yürüyorum. Her köşe başında beni bekleyen o tanıdık yalnızlık, üzerimdeki yıpranmış ceketim gibi; hem bir sığınak hem de bir yük. Sanki tüm şehir, bu bohem ruh halimin karanlık bir yansıması. Ayak izlerim kayboluyor, tıpkı benliğimin buhranlı sisler içinde kaybolduğu gibi. Bu ıslak yolda, sadece ben ve ağırlaşan gökyüzünün sessiz haykırışları var. Seviyorum beni ve benim olanı.