Aysel Axundzade

Dünyaya yalnız bir kez bakarız, o da çocuklukta. Gerisi hep hatıra.
Reklam
En iyi bildiğimizi sandığımız meseleye biraz yakından baktığımızda genellikle bilmek zannettiklerimizin temelinde, dönüp bir kez bile sorgulamadığımız kabuller olduğunu görmek, beni her seferinde şaşırtır.
Çocukluk anısı olarak taşıdığımız çoğu iz, bize çocukluğumuzu anlatan yetişkinler tarafından oluşturulur. Bir zaman sonra bu ikinci el tanıklıkların bir kısmını, fark etmeden birinci elden tanıklığa dönüştürerek kendimizin kılarız.
David Lodge'un bizi uyardığı gibi: Eğer bir roman diğer romanlarla benzerlik içermeseydi onu nasıl okuyacağımızı bilemezdik ve eğer bütün diğer romanlardan farklı olmasaydı o romanı okumak istemezdik.
Bakhtin’in dediği gibi, “Konuşan kişi Adem değilse, alıntı yapar.” Doğrudur ama her boş sayfa, başlarken Adem ya da Havva gibi başlamamızı da sağlar. Belki de insanın yeryüzünde tarihsel olarak yaşanmış bunca acıya, kötü deneyimlerle dolu geçmişe rağmen hep bir yarın fikri taşımasının sırrı da buradadır.
Reklam