Senin bir bencilden başka bir şey olmadığını, kendini ancak işini aksatmayacak ölçüde verdiğini anladığımda umutsuzluğumun olanca gücüyle hıçkıra hıçkıra ağladım.
Seni hiç eleştirmeden, bir daha asla sevmeyecek, sevmek istemeyecek kadar sevdim. Ben sana aitim ama sen benim değildin; kollarımın arasındayken bile benden uzaksın.
Ölüler nereye gidiyor? diye sordu kendine. ‘‘babam, annem nereye kayboldular? İnsan oğlunun hangi dayanıksız hamurdan yorulduğunu herhangi birinden daha iyi bilmiyor muydu? Ölüler nereye mi gidiyordu? Hiçbir yere!