İlayda Ateş

İlayda Ateş
@Ilaydaates4949
Sevgilerimizi, duyguların yükseliş ve alçalış dalgalanmalarını, kendi kendimize algıladığımız biçimde bir başka insana akıtmak istediğimizde tümüyle içimize hapsetmiyor muyuz?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Reklam
Çantamı almak için istasyonda uzun bir kuyrukta bekliyorum. Çantanın altında dört tekerlek var. İstenilen yöne çekiliyor. Çekilirken de oldukça büyük bir gürültü çıkarıyor. Bavullarını alan ve veren tüm insanlar, bu taşınmadan çekilen çantaya bakıyor. Sanki ilk kez böyle bir çanta görüyorlar. Çantayı istasyonun ortasına fırlatıp, sonra da oturup ağlayabilirim. Bağırabilirim. Tüm sistemlere karşı haykırabilirim. Kafka'nın, tüm yazının derinlerinden haykırabilirim. Taşrada Düğün Hazırlıkları'ndan. Taşra Doktoru'ndan, Dava'dan, Amerika'dan, Şato'dan, Felice'ye Mektuplar'dan, Milena'ya Mektuplar'ından, Günlüklerinden. Böyle bir çanta taşıdığım için utanıyorum. Her şeyimden utanıyorum. O an, söyleyebileceğim kadarını söylemeye karar veriyorum. Yazmaya. Bağırmak, haykırmak için başka olanak yok. İşte bağırıyorum. Ve beni duyan gene benim
Sayfa 38·Kitabı okudu
İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur. Ve acısı da o denli büyük. Yaşam acısı.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Öylesi bir zaman kesiti içindeyiz. Gelip bizi resim gibi bulan zamanın kesiti.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. Bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde."
Sayfa 12·Kitabı okudu
Reklam