Yalnızsın, görüştüğün hiç kimse içindeki ateşi yakamıyor hastasın çünkü en güzel duygular insana bahşedilmiş en tatlı ve en yüce duygular senden hep uzakta aptalsın çünkü acı çekmene rağmen seni bekleyen şeylere ulaşmak için ne onlara gel diye işaret ediyor ne de kendin bir adım atıyorsun".
Tanrı bizi en büyük ödülüyle taclandırmak için ruhumuzun bedenimizden ayrılmasını bekler. Öyleyse, hayat bu kadar kısa ölümse kesin olarak mutluluğa ebediyete açılan bir kapıysa neden üzüntüye boğulalım?"
Sana karşı olan katılığı ve bunun yarattığı ateşli duyguları unutmayı denesen daha mutlu olmaz mısın? Bence hayat kin beslemek yada yapılan yanlışları düşünüp durmak için çok kısa. Hepimiz herbirimiz hatalarımızın yükünü taşıyoruz ama ben inanıyorum ki bir gün gelecek,çürüyen bedenlerimizden kurtulduğumuzda bunları da unutacağız; hantal vücutlarımızdan utanç ve günahlarımız akıp gidecek ve geriye sadece ruhumuzun kıvılcımları kalacak yaratılana ilham olmak için yaratan 'dan kopup gelen ele geçmez ışık ve tefekkürün özü geldiği yere aynı saflıkla geri gelecek belki de insanoğlundan üstün bir varlığa dönecek belki bu öz ebediyetin basamakların da yükselecek.