Ömrümüzün bütün günlerini birbirimize veda ederek, yarın görüşürüz deyip bize de bunun dendiğini işiterek geçiriyor olmamız ve mukadderat gereği, o günlerden birinin bu kişilerden biri için son gün olması, ya yarın görüşürüz dediğimiz kimsenin ya da bunu diyen kendimizin artık hayatta olmaması ilginç.
Bütün insani hakikatlerde daima kaygı verici, üzücü bir yan vardır, bizler böyleyiz, üstelik ben sadece yaşamın kırılganlığından söz etmiyorum, bizler her an yok olma tehdidi altındaki küçük ve titrek birer aleviz ve korkarız.
Zokayı yutmuş balık gibiyiz, çırpınıyoruz, kurtulmaya uğraşıyoruz, misinayı çekiştiriyoruz, fakat basit bir parça kıvrık telin bizi nasıl yakalayıp esir tuttuğunu anlayamıyoruz, kaçabiliriz, kaçamayız diyemem, fakat sonunda iğnenin midemizde mahsur kalma riski de var.