Bağışıklık sisteminin gözünden kaçabilen kanser hücreleri,aslında zarları proton hasarından katılaşmış, vücudun tanıyabileceğinden çok daha az titreşim yayan uyuşuk hücrelerdir.
Telomeraz bir enzimdir.Bahsedilen dış etkenler hasar verip de DNA'yı tamir etmek gerektiğinde kullanılır. Her DNA tamiri yapıldığında bu enzimden bir miktar harcanır. Bu enzimin bittiği gün tamir de bitecektir.Dolayısıyla kısalmış telomerazlar yüzünden hücre kopyalanmak için her bölündüğünde bizi yaşlanmaya bir adım daha yaklaştırır.Bu teori, kopyalama arttıkça kopyanın kopyasının orijinali kadar iyi olmayacağını savunur ki bu, doğrudur.
Yaşlanma tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Esasında yaşlanmanın tek bir sebebi yokmuş, bu süreç pek çok farklı olayın sonucuymuş gibi görünse bile teorileri tek tek ele aldığımızda bunların bir ortak noktası olduğunu göreceğiz: Vücuttaki fazla asit-proton yükü...
Vücudumuz tüm hücrelerimiz daima alkali olmak ister.Asitler ise terle, idrarla ,dışkıyla,nefesle dışarı atmak istediği çöplerdir.Bu çöpler, asitlendiren gıda seçimleriyle artar.Atılmaları zorlaşır. Asitler vücutta kalırsa hücrelerimize tıpkı serbest radikaller gibi zarar verir.Alkali olan her şeyse antioksidanlar gibi yararlıdır.
Serbest radikal "asitlendiren" demektir.
Antioksidan "alkali yapan" demektir.