Gerçek şu ki Paris'in bütün çiçekleri ; son taç yaprağına varana dek ,asla acımı dindirmeyecekti ve belki bir parçam sonsuza kadar yas tutacak. Fakat artık anladım ki; gerçekten inandım ki, hayat hâlâ güzel ve her gün yeni bir lütuf...
Serbest kalan her ne ise onun gidişiyle zayıfladığım için dizlerimin üzerine çöktüm...
Ve yağmur...
-"İyi misiniz ? "
-"Evet " dedim aynı anda hem gülüp hem de ağlayarak. Islanmıştım ve büyük ihtimalle bir deli gibi görünüyordum. Belki de öyleydim. Umursamadım...
İçimde bir şeyler kırılmıştı ya da bilge birininde dediği gibi kırılıp açılmıştı. Fırtınanın beni yıkmasına izin vererek kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Çok uzun zamandır ilk kez korkmuyordum...
"Burada ,düşünmek için çok fazla zamanım oldu ve hayatta en önemli olan şeylerin sevgi, minnettarlık ve bağışlama olduğunu düşündüğümü söylemek istiyorum. Sevgi olmadan hayat nedir ki? Ve hayat öfkeli olmak için çok kısa."