Geldik ilahiyatçılara! Zira bunlar burunları havada ve alıngandırlar. Beni tövbe etmeye mecbur kılmak için ne yapar eder kıssalarıyla taaruza geçerler. İnatlaşacak olsam, "İmansiz! Zındık!" diye feryat figan ederler.
Tanrılar ilahi meseleleri ve şüra ışlerini sadece ayık oldukları saatlerde öğleden önce hallederler. İçtikleri nektardan çakırkeyif olup da iş görecek hâlden bir çıktılar mı, gök kubbenin en ücra yıldızına çekilip, ta oradan bakıp dururlar insanların yediği haltlara. Bundan daha çok sevebilecekleri bir tiyatro mümkün değil, olamaz. Eşi benzeri bulunmayan bir seyir!