Her gün geçerim o parmaklıkların önünden 08.15-08.17 arası
Herkes de bir telaş bir umursamazlık havası
Top koşturur minik bacakları ve ben geçerken bırakır oyun ablası
Zaman yavaşlarken elleri değer parmaklarıma sadece birkaç saniye ömür arası
O kömür gözlerde yaşanmamışlık acısı, tüm gün kalır sancısı.
Gece hep ikinci kattaki odanın açık ışıkları
Ve ben bakarken utanırım, geçmişe dalmayı gece yarısı.
Bir mutsuzluk anıtı gibi yükselir bahçedeki kalın gövdeli çınar ağacı
Altında ne zaman baksam gözü yaşlı elleri kirli bir çocuk kafası
İnsan insanlığından utanır görmese bu savaşı
Sehven de olsa gülümsüyor yetimhane duvarlarının rutubetli boyası.