Jade

Ama benim hastalığımın tedavisi yoktu. Kitapçıdan ruhsal bozukluklarla ilgili birkaç kitap almış ve kendi belirtilerimi kitaplardaki belirtilerle karşılaştırmıştım, tabii ki benimkiler en umutsuz vakaların belirtileri arasında yer alıyordu.
Reklam
kafamda akıl namına ne kalmışsa onu kullanarak bedenimi tuzağa düşürmem gerekiyordu, yoksa beni elli yıl boyunca o ahmak kafesinde hiçbir anlamı olmayan bir yaşama mahkum edecekti.
Yirmi bir gecedir uyumuyordum..
Gri valizim tepemdeki rafta duruyordu, içinde yılın en iyi 30 öyküsü, bir tane beyaz plastik güneş gözlüğü kabı ve doreen'in bana elveda armağanı olarak aldığı iki düzine avokadodan başka bir şey yoktu.
Son gecemdi. Taşıdığım yığına el atıp bir yanından sarkan soluk ucu çektim. Giyile giyile esnekliğini yitirmiş askısız bir kombinezon düştü avucuma. Onu bir barış bayrağı gibi salladım, bir kez, bir kez daha... Sonra rüzgâra bıraktım., Beyaz bir kar tanesi gibi gecenin içine doğru sürüklenip yavaşça alçalmaya başladı. Kim bilir uçuşu hangi sokakta ya da çatıda son bulacaktı.
Reklam