Başı boş kaldıkça hemen tapınacağı bir mabut buldurmak insanoğlunun en büyük kaygısıdır. Çünkü bu zavallı yaratıkların tasası yalnız senin benim için tapınacağımız bir varlık bulmak değil, herkesin ve ille hep birlikte, inanla baş tacı edecekleri birini bulmaktır. İşte bu ortaklaşa tapınma gereksemesi hem tek tek, hem toplu olarak bütün insanların ta ilkyüzyıllardan beri başlıca acı konusu olmuştur. Toplu tapınma yüzünden birbirlerinin kanına girerlerdi. Kendilerine birtakım Tanrılar yaratırlar, birbirlerine, "Tanrılarınızdan vazgeçin, bizimkileri kabul edin; yoksa sizi de Tanrılarınızı da yok ederiz!" diye haber salarlardı. Bu kıyamete kadar böyle sürüp gidecektir.
Düşkün bir babanın durumu, özellikle başka arkadaşlarının iyi durumda babalarıyla karşılaştırma yaparak bir gençte ister istemez birtakım acı soruları uyandırır. "Babandır, kanını taşıdığın için onu sevmek zorundasın." gibi beylik yanıtlar alır. Genç elinde olmadan "İyi ama bana yaşam verirken beni sevdiği var mıydı?" diye düşünmeye başlar....
Yaşam verip ömrü boyunca beni sevmedikten sonra değer mi?...Bu sorular belki size kaba, haşin gibi gelir ama genç dimağın düşünce seline set çekemezsiniz.