Doksanlarda büyümüş biri olarak, kitabın başındaki anılar o dönemi yeniden gözümde canlandırdı. Sonrasında karakterin gittiği farklı ülkeler ise, eğer sizin de gittiğiniz yerler arasındaysa, okurken hikâyeye daha güçlü bağlanmanızı sağlıyor. Tüm bunların ötesinde kitap, insanın bazen başkasını ararken aslında kendini bulduğunu anlatan, duygusal ve düşündürücü bir eser diyebilirim. Eğer içsel yolculuk temalı kitapları seviyorsanız, sizi içine çekecek bir hikâye.
İnsanın hayat karşısında verdiği mücadeleyi çok etkileyici ve akıcı bir şekilde anlatan kitap, özellikle ‘akıntıya kapılmak’ metaforu ile zaman zaman kontrolü kaybettiğimiz anları çok iyi yansıtıyor. Hayat bazen insanı hiç istemediği yollara sokuyor ve ne kadar karşı çıkarsa o kadar derine çekiliyor. Mirza karakterinin yaşadıkları tam olarak bunu anlatıyor. Ayrıca kitap, vatanı için hiç düşünmeden canını hiçe sayan onca insandan sadece birkaçının hikayesini okuyabildiğimizi, satır aralarında görünmeyen nice fedakârlıkların olduğunu
hatırlatıyor.
Film tadında, temposu düşmeyen ve merak uyandıran bir roman..
Tek eleştirim kapak tasarımı için; maalesef hikayenin güzelliğini yansıtamıyor. Sırf bu yüzden insanların ilgisini çekemeyebilir.