"Hakikat"in kendisinden ziyade "hakikat rejimleri"nden; "hakikatin keşfedilmesi"nden ziyade "üretilmesi"nden söz eden Foucault, biz insanların "hakikatin güç yoluyla üretimine tabi olduğumuzu" savunur. Buradaki ana düşünce, daha ziyade, kuramlarımızın, özellikle de insan varlıklarıyla ilgili kuramlarımızın, boş bir entelektüel merakın ürünleri olmayıp, psikiyatride, kriminolojide ve de cinsellik araştırmalarında olduğu gibi, iktidarın veya biyoiktidarın hayata geçirilmesindeki unsurlar, insan bedenine gösterilen müdahaleci dikkat ve beden üzerindeki kontrolle ilgili ögeler olduğu şeklindeki Nietzscheci düşüncedir.