Devrim olarak anılan kabul görmüş isyanlar, ayaklanma olarak anılan reddedilmiş dev- rimler vardır. Patlak veren bir ayaklanma, halkın önünde sınav veren bir düşüncedir. Halk geçer not vermezse düşünçe olgunlaşmamış demektir; ayaklanma küçük bir kargaşadan öteye gidemez.
İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!", "Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayı öğrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dâhinin mucizesidir.
Bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla acı çekersiniz. Gün gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler en azından karanlıktakiler için ağlarlar.
Tanrı insanlara belirgin arzularını, gizemli bir dille yazılmış anlaşılması zor bir metinle, olaylarla iletir. İnsanlar alelacele bu metni çevirirler; bu çeviriler yanlışlarla, eksiklik- lerle, anlam hatalarıyla doludur. İlahi dili pek az akıl anlar. En derin kavrayışa sahip olanlar, en sakin ve en derin kişiler metni ağır ağır deşifre ederler ve asıl metne ulaştıklarında da iş işten geçmiştir; ortada yirmi farklı tercüme vardır. Her çeviriden bir siyasi akım, her anlam hatasından bir fraksiyon doğar ve her siyasi akım gerçek metnin sadece kendi elinde olduğuna inanırken, her fraksiyon da aydınlığın kaynağı olduğunu düşünür.