Okumak sadece edebi bir zevk meselesi değildir; dünyada değişimi başlatan bir damla olmalı insan. Her okuduğunda suyu daha da bulandırmalı ve durulmalı sonra güzelliğin yayılmasını izlemeli.
Eğitimci, Yazar, Drama Lideri, Türk İşaret Dili Tercümanı, Vantrolog
Silik bir hayat yaşadığımı, birkaç bloknottan öğrendim. Önce kelimelerinde dövüştüm, ardından harflerinle, sonra kendime döndüm kendimle dövüştüm. Kelimelerin, harflerin kanatlanabileceğini senden sonra öğrendim. Kanatlanan her sözcük, bir kapı araladı. Her kapı başka bir rengine açıldı yaşamımın. Renkleri unutmuşum, anladım. Siyah ve beyazın asaletinde kaybolmuş, solmuş diğer renklerim. İşte o vakit sorgulamaya başladım her şeyi, sorguladıkça hayat bilançom çıktı ortaya. Ne kadar çok kaybım varmış anladım.
Bir zeytin, bir peynir, bir simir ve boş Ankara sokaklarında, bir grup sokak çocuğunun tırnak aralarından bir öykü yazabilirdi Kadın.
Tüm insanlığın utanç öyküsünü...
Kadın dönüyordu, girdaplar oluşturuyordu ruhu. Kadın kayboluyordu, kül oluyordu. Bir Anka kuşu konmuştu savrulan küllerine. Kadın onunla birlikte yeniden var oluyordu. Yeni çıplaklığında bir Kadın, omzunda bir Anka kuşu.
Kadın bir direnişçiydi, yıllar boyu kendi karanlığında kendine direnerek başlamıştı hikâyesi. Sonrasında, cümlelerine direnmiş, yazmaktan korkmuştu. Ve şimdi sevdasının arkasında durarak tüm toplumsal algılara direniyordu.