Vittorin öylece duruyor, Franzi'yi son bir kez daha görmek istiyor. Bekliyor. Dört dakika. Altı dakika. Artık gitmek zorunda. Dansın ritmiyle bir sürü çift geçiyor kapının ağzından, yabancı yüzler ona bakmadan geçip gidiyor, içlerinden biri de Franzi'nin yüzüdür belki. Bilmiyor.
Gündelik hayatın sıkıcılığına dönmek! Daktilo başına dönmek! Sabahları saat yedide gazocağında alelacele kahve yapmak. Aydınlığa bakan küçük bir odada birkikte ömür tüketmek... İmkânı var mı bunun? Olabilir mi böyle bir şey? Ah, Georg ne kadar saf.