Ben senden temelli gittim artık. Belki de sende hiç var olmamış gibi unutulacağım, nedense içimi yakıyor bu ihtimal. İnsanın en
derin ıstırabı unutulmak ama her ölümlü bir gün elbet bu duyguyu tadacak. Mezarlıklar unutulmuşlarla dolu,baksana. Bir rüya gibi başlayan aşkımız bir efsane, bir destan gibi yaşandı ve ayrılık vakitsiz bir ölüm gibi ansızın bizi birbirimizden kopardı. Sen şimdi yeni aşklara,yepyeni yollara koşacaksın. Bense yaşarken gömüldügüm mezarıma.
Gülşah çok yorgun dostlar.
Gülşah artık bıktı. Yaşamaktan, çabalamaktan, olmayacak olanı oldurmaya çalışmaktan bıktı Gülşah. Vazgeçmeyi seçti bu kez Gülşah. Tutunamadığı bu hayattan
değil, tutunamadığı sevgi dallarından. Sevmekten ve sevilmek için çaba göstermekten vazgeçti Gülşah. Gülşah
bambaşka bir yol seçti kendine.
Ben de şaşırıyordum kendime, içimde fırtınalar koparken böyle sessizce bekleyişime. Acaba ilk ne zaman öğrenmiştim kendi duygularımı yok saymayı, içime atmayı? Kaybetmekten korkup susmayı?
Yaşanması gerekirken yaşanmayan her şey çiğnenmeden yutulmuş bir armut gibi takılır insanın boğazına. Hani bazen bir ağırlık çöker boğazınıza, söylemek istediklerinizi söyleyemez, konuşmanız gereken yerde susarsınız ya, işte ben boğazda hissedilen o ağırlığın altında ezildim hayatım boyunca.