Soğuk bir düşman, açlık bir düşman, yokluk bir düşman.. Ne çok düşman vardı... Mehmed'in savaşacağı...
.
Tuncay, Gökhan, Gürsel, Ahmet, Emin, Gürkan, dedesi sarıkamışta şehit düşen Neriman ve Erzurum il Jandarmaya bağlı üç rütbeli asker... @bunyaminakbulut önderliğinde Sarıkamış 'a Kafkas Harbine giderken şehit düşmüş Mehmetçiğin neler yaşadığını ilk elden tecrübe etmek, onları anmak adına, tarih 21 Aralık 2011' i gösterdiğinde, o büyük günden tam 97 yıl sonra Sarıkamış Top Yolu yürüşlerinin startını verdiler... Yol zorlu, yol çetin, yol beyaz esaret... Sarıkamış geçit vermemekte kararlı... Ancak her dara düştüklerinde ayağında çarığı, sırtında yamalı kıyafeti, aç ve yorgun atalarını düşündüler. Onların, düşman işgalinde olumsuzluklar içinde adımladıkları bu yolları, ellerinde son teknoloji imkanlarla geçmeye çalıştıkları gerçeği her off diyecekleri anda bir tokat çarpıyordu suratlarına...
.
Adı beyazdı, adı hüzündü, adı esaretti... Bu esaretin peşinden gitmek de bize düşmüştü. Hepsi bu... Diyor yazarımız... Siz de bu zorlu yolculuklarında onlara eşilk etmek isterseniz bu güzel eser tavsiyemdir der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim Kitapla Kalın
.
Biz bu güzel eseri sevgili Feyza Uçak etkinliğinde güzel bir grupla okuduk okuma arkadaşlarıma teşekkür ederim
Merhabalar
.
Feyza Uçak moderatörlüğünde @uyanisyayinevi 'nden çıkan @bunyaminakbulut_ kaleminden güzel bir kitap ile geldim.
.
Öyle bir kitap ki hepimizin kalbine işliyor. Kitabın isminden de belli olduğu gibi Sarıkamış i, askerlerin vatan için ne zorluklar çektiğini anlatıyor kitabımız.
.
Yazarımız Bünyamin Bey yazarlığının yani sıra profosyonel olarak dagcilikla da meşgul oluyor. 2011 senesinde Sarıkamış şehitlerinin 97 yıl anma töreninde kendi ekibiyle birlikte onları anlamak unutmamak için onların dönüştükleri yerleri, şehit oldukları yerleri ziyaret etmek için yola çıkarlar. Yollarda çok zorluk çeker, yolda kalır, soğuktan donma tehlikesi atlatır, vahşi kurtlarla karşılaşır ve bu da yetmiyor kurtlar yiyeceklerini çalar aç susuz kalır ama en sonunda başarırlar. Bu yolculuk sırasında her biri Sarıkamış şehitlerinin ne zorluklar çektiklerini anlarlar.
.
Kitabı severek okudum. Bizler evlerimizde karnımız tok, sıcacık evimizde otururken kendimize dert bulup şikayet ediyoruz. Lakin onlar soğukta aç susuz kalmış vatan korumak için canlarından geçmişler. 90.000 şehit vermişiz. Bu kitap bir nebze de olsa onları anlamamızı sağlıyor.
.
Kitabın arasına serpilen şiirler ve hikayeler de başka bir tad veriyor okurken. Hele bir hikaye vardı ki hassas noktama değindi. Bu hikayeyi az bisey anlatmak istiyorum.
.
Sarıkamış savaşı zamanı sağ kalmış askerler kimisi yaralı, kimisi hasta, kimisi kolu yok halde dağdan Kışlaköy e inerler. Köylüler onları ağırlar doktor çağırırlar. Doktor gelir iğne yapar lakin bir bakarlar askerler birebir şehit oluyor ve doktor ortada yok kaçmış. Sonradan anlarlar ki "doktor" askerlere zehir vermiş. Köylü perişan halde şehirleri ağlayarak gözyaşı içinde gömer. Peki bu hain doktor müsveddesi kim ola bu hainliği kim yapar? Tabii ki yıllar boyu hainlik