Bir insan başka bir insanın bütün boş çekmecelerini doldurabilir mi? Âşıkken doldurdu zannediyoruz işte. Aşktan uyanınca da, boş çekmecelerle ne yapacağımızı şaşırıyoruz.
Havasını soluduğumuz sosyokültürel iklim ve beslendiğimiz (gerçek ya da kurgu) öyküsel kanallar (edebiyat, sinema, sosyal medya, dedikodu vb.), hayata olduğu gibi aşka bakışımızı da belirler.
Herkesin yakınlıktan anladığı aralık farklıdır. Uzak hissettiğiniz kişi size kendince yakın hissediyor olabilir. Ya da çok yakın hissettiğiniz biri sizi kendine uzak buluyor olabilir.
Yara almamak için ötekine sırtını, kabuğunun en sert yüzeyini dönmeye alışmış canlının, yumuşak karnını açması kolay değildir. Güven yavaş gelişir. Ama gelişir.
Herkes arzu edilmek istiyor. Mümkünse arzu etmeden arzu edilmek istiyor. Arzu madalyonunun öbür yüzü hüsran çünkü. Ucunda reddedilme, küçük düşme, utanç duyma ihtimali var... Ve bunu göze alamayan, bitki gibi kıpırdamadan durup sulanmayı bekliyor.
İlişki, içinde ve yaşamında ötekine yer açmaktır. Kendiyle dopdolu olanların yapamadığı şey, bu yer açma işi.