Güvendiğiniz birisi sizi bırakmasaydı, bisiklet sürmeyi öğrenemezdiniz. Ama sonra da keşke hiç bir zaman bisiklet sürmeyi öğrenmeseydim de o gitmeseydi dersiniz. Öyle bir akşamüstü...
Dün sabah telefonumu düşürdüm ve tabii ki 5 yıllık telefon dayanamadı ve bozuldu. Tam 24 saattir telefonum yok, ulaşılamıyorum. Galeriye girip anılarıma bakamıyorum; sevdiğim ve özlediğim insanları arayıp hal hatır soramıyorum; merak ettiğim bir şeyi Google'da aratamıyorum; müzik dinleyemiyorum; takvime kaydettiğim randevuları unuttum, nereye ne zaman gitmem gerektiğini bilmiyorum; güncel haberleri takip edemiyorum; yolunu bilmediğim bir yere navigasyon olmadan gidemiyorum ve daha niceleri. Instagram gibi uygulamalar olmadan yaşanır, ama telefonsuz? Bu son model telefonlarımız yokken ne yapıyorduk, vaktimizi nasıl geçiriyorduk biz? Bu kara kutuya ne ara bu kadar bağımlı hale geldik, gerçekten bilmiyorum...
"Çünkü hayat korkulacak bir şey. Hangi dalın gittiği yolu seçersek seçelim, yine o çürümüş ağaçız. Ben hayatta çok şey olmak istedim. Istemediğim şey yoktu. Ama hayatınız çürümüşse, siz ne yaparsanız yapın yine çürümüş kalacak. Rutubet her şeyi baştan sonra çürütür."
Gece Yarısı Kütüphanesi