Kuruntunun yaşı yoktur. Ama çocuklukta illa ortaya çıkabilmeli, çiğ hakikatini biraz her yere sıçrattığı, kabuslara, çizimlere, hikayelere girdiği zamanlar olmalı, yoksa kuruntu yetişkinlik denen hayata musallat olmak, onu eski kabusların yumağına dolamak için geri gelir.
Mahrem kehanet, iç ses yoluyla, şair için, kuruntulu için, ressamın görmeden az önce görünür ile görünmezi bölen çizgiyi çizen eli için algılanabilirdir, o belirmenin damgasıdır. Fakat, ne kadar hayaletimsi olursa olsun her belirme , reddedebileceğimiz ya da razı gelebileceğimiz bir bağıştır. Sonucları ne kadar alt-üst edici olursa olsun, kendi varlığıyla buluşmaya gelen kişi, gizlice, bir kâhindir.
Bazen gerçek bizi devirir. (...) Hayatımızın rüyalarımıza nasıl yetmediğini yargılarız ve sertliğimize uyan tek şey, her ne kadar şişirme olsa da mazeret gerektiğinde canımızın istediği gibi manipüle ettiğimiz "gerçek" in güvenilir özrüdür.