Paltolu kedi

Paltolu kedi
@Kaanyldrmm
Bir zamanlar aşık olduğum,dualarımın içinde bulunan kişiye ithafen yazılmıştır.Eskimiş duygular,olacakken olamamış hayaller…Hepsi birer hayal olarak kalacak.
O an
Herhangi bir an değildir o an. İnsanların hayatlarının kırılma noktalarındandır. Yıllar geçse de yine ilk gün gibi hissedersin onu görünce. İçindeki ölü toprağı kalkar ona sarıldığında. İçindeki karanlık aydınlanır o ışık saçan gözlerine baktığında. Soğukta, karda veya yağmurda, bir anda bir şemsiye, bir sığınak gibi hissettirir sana. Hayatının tüm olumsuzluklarını, tüm şanssızlıklarını unutturur o an bitene kadar. Cennette bir hafta tatil yapmışsın gibi hissedersin. Çok hayal kurarsın belki ve bu da senin en büyük hatan olarak geri dönecektir sana. Evet, hayal kurmak herkesin zor anında kaçtığı veya kaçmak istediği kurtuluş yolu olarak düşünülebilir ama aslında hayalin güzelliği, gerçekler çarpana kadardır. Bir anlığına çok özel ve iyi hissettiğin o an, geri kalan sıradan hayatına kıyasla hiç bitmesini istemediğin bir hayal gibi gelir. Ancak bu, geçmişteki anıların seni kandırarak gerçekleri aşmanı ve uçuruma doğru yönelmeni sağlamasıdır. Belki de insan bile isteye atlamak ister oradan, belki olur ümidiyle. Belki onunla bir kafede veya bir sahilde; günbatımında veya güneşin ilk ışıklarında; sıcak bir yaz gününde veya karlı bir kış gününde… Hayatının her anında onunla olmak ümidiyle yaşar insan. Ama anılar tüm olumsuzlukları silmiştir kafadan. Çok geçmeden gerçekler yetişir ve tüm o tozpembe yaşamı bir anda parçalar. O güzel cennet tatili bir anda bitmiş, eski sıradan hayatımıza dönmüşüzdür. Onun gözleri artık içimize ışık tutmaz,aksine içimizi eskitir. Ona dokunmak eskisi gibi ölü toprağını kaldırmasının aksine, bizi toprağın en dibine yolluyordur. Çok sevdiğin, belki de ömrünü adayabileceğin o kişi artık yoktur. Evet, karşında yine aynı büyüleyici güzellik, aynı duruş, aynı bakış, aynı düşünceler vardır; fakat artık karşındaki kişi bir yabancıdır. Sanki hafızası
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Son perde
O an dan artık ne o kaldı ne de benim saf duygularım ne de ben…Her şey bitmiş aslında ama ben sessizce boş bir mezarın içinde gökyüzünde kayan biricik yıldıza bakıyormuşum.O gitmiş,ben bitmiş,her şey çökmüş çoktan.Rüya bitmiş önümüze bakma zamanı gelmiş çoktan. Özlemediğimi söylersem buna kim inanır ki?Hayatımız bu…

Paltolu kedi

@Kaanyldrmm
·
O an
Herhangi bir an değildir o an. İnsanların hayatlarının kırılma noktalarındandır. Yıllar geçse de yine ilk gün gibi hissedersin onu görünce. İçindeki ölü toprağı kalkar ona sarıldığında. İçindeki karanlık aydınlanır o ışık saçan gözlerine baktığında. Soğukta, karda veya yağmurda, bir anda bir şemsiye, bir sığınak gibi hissettirir sana. Hayatının tüm olumsuzluklarını, tüm şanssızlıklarını unutturur o an bitene kadar. Cennette bir hafta tatil yapmışsın gibi hissedersin. Çok hayal kurarsın belki ve bu da senin en büyük hatan olarak geri dönecektir sana. Evet, hayal kurmak herkesin zor anında kaçtığı veya kaçmak istediği kurtuluş yolu olarak düşünülebilir ama aslında hayalin güzelliği, gerçekler çarpana kadardır. Bir anlığına çok özel ve iyi hissettiğin o an, geri kalan sıradan hayatına kıyasla hiç bitmesini istemediğin bir hayal gibi gelir. Ancak bu, geçmişteki anıların seni kandırarak gerçekleri aşmanı ve uçuruma doğru yönelmeni sağlamasıdır. Belki de insan bile isteye atlamak ister oradan, belki olur ümidiyle. Belki onunla bir kafede veya bir sahilde; günbatımında veya güneşin ilk ışıklarında; sıcak bir yaz gününde veya karlı bir kış gününde… Hayatının her anında onunla olmak ümidiyle yaşar insan. Ama anılar tüm olumsuzlukları silmiştir kafadan. Çok geçmeden gerçekler yetişir ve tüm o tozpembe yaşamı bir anda parçalar. O güzel cennet tatili bir anda bitmiş, eski sıradan hayatımıza dönmüşüzdür. Onun gözleri artık içimize ışık tutmaz,aksine içimizi eskitir. Ona dokunmak eskisi gibi ölü toprağını kaldırmasının aksine, bizi toprağın en dibine yolluyordur. Çok sevdiğin, belki de ömrünü adayabileceğin o kişi artık yoktur. Evet, karşında yine aynı büyüleyici güzellik, aynı duruş, aynı bakış, aynı düşünceler vardır; fakat artık karşındaki kişi bir yabancıdır. Sanki hafızası
c
Herkes insanı değiştirenin mekan ve zaman olduğunu düşünür. Aslında insanı değiştiren şey sevdiği insan veya insanlardır. Ama onlardan çok kaybettiği kişilerdir. İnsan kaybettiği kişileri içselleştirir,özümser... İnsan yaşadığı yeri kendisine değil Kaybettiği kişilere benzetir. Çünkü kendine ait olan çoğu şey Aslında geçmişinde yüzleştiği gölgelerdir.
c
İnsanın geri gelmesini istediği şeyi hatırlatan nedir? Karlı bir havada yürüyüş müdür? İçilen bir fincan kahve midir? Anısı olan bir yer midir? Yoksa hediye edilmiş bir rüzgargülü müdür?.. Eğer insan geri gelmesini istediği bir şey varsa hiç hatırlamaz çünkü gerçekten istiyorsa aklında hep vardır o.Her yerde her zaman aklında yaşar. Belki bir hayal ile Veya hayal kırıklığıyla yaşar o. Ama hep aklında ve kalbinin en derinindedir hiçbir zaman gitmez hep oradadır.Üstü örtülür belki ama oradadır. “Seven döner mi? Seven döner veya belki de dönemez.”
c
Her geçen gün azaldığını düşünüyorum. Bu düşünce her haftada en az 1 kez gördüğüm bir kabus ile parçalanıyor. Her kabusta kendi acizliğimi görüyorum. Dayanamıyorum ama elim kolum bağlıyken bir şey yapamıyorum. Her fotoğrafını gördüğümde o kadar duygulanıyorum ki artık gözlerim dolunca yüzümdeki,çenemdeki damarlar daralıyor. Her gözüm dolduğunda üst dişlerim sızlıyor,burnum tıkanıyor. Sonuçta içim kan ağlıyor,vücudum dağılıyor. Ama artık gözümden yaş gelmiyor,gelemiyor. Gerçi insanın ağlaması ruhun dışa vurumudur sadece. Yaş gelmese de ağlar insan. Bende de o var işte: Artık ruhum dışarı vurmuyor içine ağlıyor. Özlüyorum desem de demesem de bir şey olmayacak. Keşke’lere sığınmaktan başka seçeneğinin olmaması bana verilen en büyük ceza… Özlemediğimi söylesem buna kim inanır ki zaten?.. Hayatımız bu…