Sonraları dünyayı algılayış şeklim değişmeye başladı. Öncelikle herkesin her şeyi gayet net anladığını, ayrıca fikirlerini de yeterince açık bir şekilde ifade ettiklerini ama benim bunu görecek kadar keskin bir bakışımın olmadığına inanmaya başladım, sonra bu eksikliğimi hızla giderdim. İkincisi, hiçbir şeyin insanları kolay kolay sarsmadığını görmek bana hâlâ şaşırtıcı gelse de artık bu benim için bir ölçüt değildi. Demek farkına varmıyorlardı, benim içimde olan biten onlara yansımıyordu, onlara göre akıllı başlı, düzgün bir çocuktum, benim yolum onların dünyalarından geçmiyordu. Bu yolun bir nehir olduğunu düşünürsek, en azından büyük bir kolu onların dünyalarının dışına doğru akıyordu.
Farklı olan bir şey daha var: Sana doğruları başka kimseye söyleyemediğim kadar kolay söyleyebiliyorum, hatta insan sende kendi doğrularını bulabiliyor.