“Batmak üzere olan gemide, suların yükselmeye başladığı koridora açılan kamarasına kapatıldığı için hiçbir şeyin farkında olmayan zavallı eski bir kaptan gibiydi.”
“Altı yüzyıldır hüküm süren ve bu arada birçok hükümdarını, şehzadesini cellada teslim eden Osmanlı ailesinin, kendi üyelerine tanıdığı tek ayrıcalık, sıradan halk gibi kaba urganlarla boğularak ya da keskin bir baltayla kafası uçurularak idam edilmemesi - çünkü hanedan kanı yere dökülemezdi-, kimin kafasından çıktıysa parlak bir fikir olarak pahalı ibrişim kuşakla boğdurulmalarıydı.”
“Ya devlet başa ya kuzgun leşe dünyası bu. Kaplanın sırtındayken her buyruğuna uyan o büyük güce egemensin, güçlüsün, mutlusun; ne var ki sırtından indiğin anda o kaplan seni pençesine düşmüş zavallı bir gazal gibi parçalar, hiç duraksamaz. Kaplanla birlikte yaşamanın tek koşulu onun efendisi olmaktır; ya efendisindir ya da kurban.”