bazen yüreğini sert tut, bazen bir çiçeğin dalı kadar ince tut.
Nerde olursan ol bir çocukluk saflığında kal, sineye çek, sığın kendi içine. Kızma, kükreme, ses etme, ürkütme içindeki insanı. Sessizlik elzemdir, bırak böyle kal.
Sevgili anacığım bunlar gerekliydi, büyümek için odama kadar getirdiğin bir bardak süt yoktu, artık Dostoyevski okuyarak aydınlanmak, Tezer Özlü okuyarak kıvranmak vardı.
Birileri kahkaha atarken, birileri sıcak sohbetteyken, birileri umut kurarken, bazıları farklı okyanuslara dalarken içimdeki çocuk ağlıyordu, belki de ağlayarak öğreniyordu hayatı.
Dibine kadar yalnız düştüğünüz o gecelerde hiç olmadığı kadar güçlü olan tek şey akıldır.. O gece tüm kahpelikleri, geleceğinizi, sırtınızdaki tüm yükleri görebilirsiniz.